Galloping Hand Static archive of musaadenizle.com — 5 posts, Jul–Nov 2016

Bas-la-ya-yaz-DIM

Farkettim ki kimselere okutmayacagimi bildigim gunlugume bile, soyle agzima geldigi gibi, doya doya, ferah ferah yazamiyorum ben. Her koydugum virgulde, master tezimi teslim ederken okulun edit bolumundeki akademisyen abimizin "cok virgul koymussun azalt" diyen sesi gurluyor yani basimda. "Cok uzun cumleler kuruyorsin, kisalt" "Cok gundelik dilde yazmissin, biraz daha akademik tabirler kullan". Tum bu elestirilerin bi yerde okuyucuya kolaylik saglamasi amaciyla yapildiginin (oyle umuyorum en azindan) farkindayim ama bir durun ya... Akademi dunyasiyla olan kisa sureli birlikteligimden cikarsadigim en onemli tespit, daha uzun kalirsam bu dunyanin bana hayir getirmeyecegiydi. Ben icimden geldigi gibi yazmak istiyorum, okuyucunun bir derdi varsa benle halletsin, "takip edemiyorum yazdigini, cok virgul koymussun" desin. Uzatma, kisa kes desin. Bazi imla kurallarina uymayabilme ozgurlugum olsun istiyorum. Bu blogda asla bir nicelik belirtmeyen durumlarda kullanilan "bir" kelimesini asla goremeyeceksiniz mesela. Onun yerine "bi" diycem. "Diyecegim" degil mesela, "diycem". Cunku "bir derdim var" ile "bi derdim var" ayni sey degil. Beni bu cumleyi kurmaya iten ne ise, onu ilkiyle ifade edince anlamini yitiriyor. Galiba demeye calistigim sey, konusma dilinin bir samimiyeti var ve bazi kelime ve cumlelerin yaziya dokuldugunde bunu yitirdigi gercegi. Yazarken boyle bir yol izlemenin okuyucuya dert olacagini zannetmiyorum. "Bir" de yazsam "bi" de yazsam o zaten "bi" diye okunacak. Onun farkindayim. Benim amacim yazana kolaylik olsun. Uzatmayalim. Kelimeden kistigimizla varsin cumleler uzasin.

Bir kisir dongu...

Son iki yildir, gittikce daha buyuk bi gurultuyle calkalanan gocebe hayatimda neyin yolunda gitmedigini, neden anlik mutluluklari uzun soluklu hale getiremedigimi sorguluyorum. Bi yandan icimde inanilmaz buyuk, patlamaya hazir bi enerji var. Ote yandan bu enerjinin disari cikmasi icin muhakkak birilerine ihtiyac duyuyorum. Cogu zaman yalniz hissediyorum kendimi. Evet ailem, arkadaslarim hatta sevgilim falan var. Ama bazen oyle bir noktaya geliyorum ki bana kimseler yardim edemezmis gibi geliyor. Bu sancili dongude gun be gun biraz daha kafamdaki sorunun cevabina yaklastigimi hissediyorum. ONCELIKLER! Hepimizin zaman zaman aklindan gecer; ayni anda bir cok sey basarmak, bir cok sey olmak isteriz. Biraz sci-fi'ci olup son gelismelerden haberim olsa boyut tartismalarina da girerdim ama simdilik es gecelim. Soylemeye calistigim sey, bu bahsettigim seylerin hepsini yapabilmek icin kendimizi birden fazla parcaya bolmemiz gerektigini dusundugumuz fakat bunun imkansiz oldugunu bildigimiz icin hepsinden vazgecme gafletinde bulundugumuz. Hadi sizi dahil etmeyeyim. Ben boyleyim. Resim yapmak, sarki soylemek, klarnet/ukulele calmayi ogrenmek, hikaye yazmak, dansci olmak, fotograf cekmek, kisa filmler yapmak, tiyatro ve sinema oyuncusu olmak vs. ilk aklima gelenler. Tabi hepsini 'iyi' yapma gerekliliginden bahsetmiyorum bile! Sonucta etraf bunlarin en az ikisini, ucunu yapan insanlarla dolu. Kendilerince. Ben iyi, farkli seyler yapmak istiyorum. Al iste, yine geldi catti mukemmeliyetcilik. Zihnim gelip bu kapiya dayaninca da basliyorum kendime veryansin etmeye. Ben geldim otuz yasima daha ne yapmak istedigimi bilmiyorum da, efendim ben zaten simdiye kadar neyi basarabildim ki de... Kendimi yerin dibine sokmanin akabinde, bir kac gun boyunca aglama krizleri esiginde yasamin anlamini sorgular buluyorum. Sonra sevdicegim kolumdan tutup beni cikariyor o karanlik girdaptan. Bir kac mutlu gun, an. Ve sonra yine. Iste boyle, artik daha fazla katlanamadigim bi dongunun icindeyim uzun bi suredir.

Maze

Silence has never been so amusing

Bir baska sona daha yaklasirken...

 

Kendini mi dinle?

O kadar zor degilmis insanin kendisini dinlemesi. Bugun bi arkadasima da ayni tavsiyeyi verirken aslinda bundan neyi kastettigimin bir baskasi tarafindan ayni sekilde anlasilamayabilecegini farkettim. Kendin(m)i dinlemekten kastim direkt olarak kendinle basbasa kaldigin vakitler yaratmak ve o vakitlerde ic sesinle konusmak degil. Elbette bu bi yontemdir ve cogunlukla hedefe giden yolda dikkat edilmesi gereken kosullardan biridir ve onemi kisiye gore degisir fakat ben kalabalik icindeyken, vapurdayken, otobusteyken, baska bir arkadasla sohbet ederken vs. aklin(m)izdan gecenleri dinleyebilmeyi ve cevap verebilmeyi kastediyorum sanirim. Cok basitlestirerek anlatmaya calissam da kelimelere dokunce karmasiklasiyor ne yazik ki. Ama temelde o kadar zor bir eylem degilmis. Haa buraya gelene, bu cumleleri sarfedene kadar kili kirk yardim mi? Evet (neye ulasmaya calistigimi bilmeden hem de). Hayaller planlarla ortusmediginde kaderime lanet okumadim mi? Elbette okudum, isyan ettim, kendimden nefret ettim. Bu arada su giristen birseylere 'erdigim' yanilgisina varabilirsiniz. Hani kisisel gelisim kitaplarinin giris bolumunu okuyup "Hah evet iste ben de boyle hissediyorum, ben de ustesinden gelmek istiyorum ayni sorunun. Kisa kes, formulu ver!" deriz ya gayri ihtiyari... O kadar ucamadim henuz ama dusunce bicimimi degistirince aslinda benim de iyi seyleri hak edebilecegimi, dunyanin bana habire tuzaklar kuran kara bi kabustan otesi olabilecegini gordum. Insana ne yaparsa kendisi yaparmis. Bu bi atasozu muydu bilmiyorum ama bi yerlere not edin bence.

Photos